Yugoslavya’nın dağılmasından sonra, bağımsızlığını ilân ederek, dünya coğrafyasındaki yerini alan Makedonya Cumhuriyeti’nden başka, Yunanistan ve Bulgaristan sınırları içerisinde de, Makedon toprakları bulunmaktadır.
Yunanistan Makedonya’sına, “Ege Makedonyası”, Bulgaristan Makedonya’sına ise, “Pirin Makedonyası” denilmektedir. Salt Makedonya Cumhuriyeti adıyla uzun süredir bağımsız bir ülke olarak bütün ülkeler tarafından tanınmış olan bu ülkenin resmi adı da, Yunanistan’ın baskısıyla “Kuzey Makedonya” adını almıştır.
Bağımsız Kuzey Makedonya Cumhuriyeti, üç parçaya bölünmüş olan Makedonya topraklarının, en geniş alanında yer almaktadır. Ülkenin yüzölçümü 25.713 km. karedir.
Türkiye Cumhuriyeti, Makedonya Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır. Çünkü bu ülke ile ülkemizin tarihi bağları vardır. En önemlisi ise bu ülkede, gönlü ve yüreği Türkiye’de olan yüz binlerce insan yaşamaktadır.
Kuzey Makedonya’nın nüfusu 2 milyondan fazladır. Nüfusun yarısını Makedonlar teşkil etmektedir. Az sayıdaki Sırp ve Ulahlar’ı saymazsak, geri kalan insanlar müslümandır. Müslüman nüfusun çoğunluğunu Arnavutlar’la Türkler; bir kısmını da Boşnaklar, Torbeşler, Sancak Türkleri, Pomaklar ve Roman-Çingeneler oluşturmaktadır.
Türkler
Makedonya’da yaşayan Türkler’i, ana başlıklar halinde şöyle kümelendirebiliriz.Evlâdı Fatihan, Torbeşler, Boşnaklar, Sancak Türkleri, Arnavutlar ve Roman Türkler.
1. Evlâdı Fatihan
Osmanlı-Türk Devleti’nin Makedonya’yı ele geçirmesiyle birlikte gruplar halinde Anadolu Türkleri bu bölgeye götürülüp iskân edilmişlerdir. Bunların önemli bir kısmı Konya’dan Akdeniz Havzasına uzanan kasaba ve köylerden derlenen Yörüklerdir. Makedonya’daki Yörükler, günümüze kadar gelenek ve göreneklerini korumuşlar, dinlerine ve dillerine kıskançlıkla sahip olmuşlardır. Özellikle Radoviş ve Usturumca kentlerine bağlı köylerde yaşayan Yörüklerin arasında Türkçe’den başka dil bilmeyenler vardır. Ayrıca Pirlepe, Gostivar, Kalkandelen, Valandova, Gevgeli ve Debre kentlerine bağlı köylerde de Türkmen-Yörükler yaşamaktadır.
Son yıllarda Makedonya’da, sağlıklı bir nüfus sayımı yapılmamış olduğundan, Evlâdı Fatihan’ın kesin sayısını söyleyebilmek mümkün değildir.
2. Torbeşler
Makedonlar, Torbeşler’e, “Makedonski Müslüman” demektedir. Yani Makedonya Müslümanları!... Kimi Makedonlara göre, “Torbeşler’in dilleri Makedonca, ama bağlı oldukları din, islâmdır. Osmanlı imparatorluğu bu topraklara gelince, bunları silah zoruyla Müslüman yapmıştır. Aslında bunların etnik kökenleri Slav’dır!?”
Oysa gerçek öyle değildir. Torbeşler, Osmanlı’dan çok önce Makedonya’ya gelip yerleşen Peçenek, Kuman-Kıpçak gibi Türk boylarına mensup, Türkoğlu Türk’türler. Şayet Osmanlı, Makedonlar’ı zorla Müslüman yapmak isteseydi, bu ülkede bir tek Hristiyan kalmazdı. Nitekim Torbeşler, islâmiyete son derece içten bağlı olup, kendilerini Türk hissetmektedirler...
3. Boşnak, yani Boşniyak, açıkça anlaşılacağı gibi, Bosnalı demektir. Tamamı Müslüman olan Boşnaklar da Torbeşler gibi, yaşadıkları bölgeye Osmanlı devletinden çok önce gelmişlerdir. Bunlar, Orta Asya’dan kopup, irili ufaklı gruplar halinde, kuzeyden Avrupa’ya gelip yerleşen Türk boylarına mensupturlar. Zamanla kendi dillerini bırakıp, Sırpça-Hırvatça’ya yakın bir dille konuşmaya başlamışlardır. Osmanlı’nın bölgeye gelmesiyle birlikte de hemen İslâmiyeti kabul etmişler ve asırlar boyunca gerçek bir Müslüman gibi yaşamışlardır. Sırplar’ın Bosna-Hersek’te katliam yapmaya başlamaları ile birlikte bir kısım Boşnaklar, gruplar halinde Makedonya’ya gelip yerleşmişlerdir. Ayrıca çeşitli zamanlarda da Makedonya’ya yerleşen Boşnaklar vardır. Böylelikle Makedonya’daki Boşnak nüfusu 100 bin dolayındadır.
Yıllar yılı komünizm ve Sırp baskısı altında yaşayan Bosna-Hersek’e dört yıl önce yaptığım bir seyahatte, evinde konuk olduğum Dr.Munib Maglayliç bana aynen şöyle söylemiştir: “Ne mutlu bize ki, bizim de bir anayurdumuz, bir Türkiye’miz var; biz artık Türk olmakla övünüyor, gurur duyuyoruz…”
4. Sancak Türkleri
Kosova, Sırbistan, Bosna-Hersek üçgeninde yaşayan Sancak Türkleri de Torbeşler ve Boşnaklar gibi, Osmanlı’dan önce bölgeye gelip yerleşen Türkler’dir. Onlar da Osmanlı’nın gelişiyle birlikte Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Sancak Türkleri de Sırp katliamından sonra kaçıp, Makedonya’ya sığınmışlardır. Bunların sayıları beş-on bini geçmemektedir ama; iki milyonluk Makedonya’da ve azınlık haklarının söz konusu edildiği bir ortamda, elbette bir kıymet ifade edecektir.
5. Arnavutlar
Yüzyılımızın azılı komünisti Enver Hoca, Arnavut milletini, Türk milletinden koparmak için, yalan yanlış tarih kitapları yazdırmış ve o arada Arnavutların İlir soyundan geldiği gibi saçmalıklar uydurmuştur. Bunun üzerine 1965 yılından bu yana gerek Arnavutluk’ta, gerekse Kosova ve Makedonya’da Arnavut milliyetçiliği tohumları ekilmeye başlamıştır.
Ayrıca, Mareşal Tito, Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti’ni oluştururken, Yugoslavya’daki Türk nüfusunun tamamen ortadan kaldırılması için plân ve programlar hazırlamıştır. Hatta Enver Hoca ile de anlaşarak; Kosova’daki Türk’lerin ya Türkiye’ye göç etmeleri ya da Arnavutlaştırarak eritilmeleri yoluna gitmiştir. Tito’nun amacı, Kosova’yı tamamen Arnavutlaştırmak, bilahare Arnavutluk’la birleştirerek, yedinci federal cumhuriyet olarak, Yugoslavya Federasyonuna dahil etmektir. Nitekim, ilk girişim olarak, 1943 yılında Sırbistan’dan gönderilen 5000 adet beyaz keçe külah, aslında siyah başlık giyen Kosovalı Türk’lere dağıtılmıştır.
Sözün özü; Kosova ve Makedonya’daki Türkler’in önemli bir kısmı Osmanlı Devleti’nin, Balkanlar’dan çekilmesinden sonra Arnavutlaştırılmıştır. Kimileri isteyerek, kimileri de ağır ekonomik baskılara dayanamadıkları için, “Arnavutum” demek zorunda kalmışlardır. Bu konuyla ilgili bazı belgeler, bilgiler, haberler Kosova ve Makedonya’da yayımlanan kimi gazetelerde yer almıştır. Derinliğine yapılacak araştırmalarla ortaya çıkacak belgeler, bu çok önemli gerçeği ortaya koyacaktır.
Azınlık Hakları
Makedonya’daki Türkler, azınlık haklarından yararlanarak, gazete ve dergiler yayımlamakta; radyo ve televizyonda programlar hazırlamakta ve siyasi partiler kurabilmektedir.
Sözlü Basın
Üsküp Televizyonunun Türk yayın servisinde on Türk gazeteci çalışmaktadır. Kimi zaman 30, kimi zaman 60 dakika olmak üzere, her gün, akşam saatlerinde Türkçe yayın yapılmaktadır. Türkçe haberlerden hemen sonra, Türkiye televizyonlarından derlenen müzik klipleri sunulmaktadır. Türk müziğinin sadece Türkler tarafından değil, Makedonya’da yaşayan öteki ulus ve halklar tarafından da ilgiyle izlenmekte olduğunu bu ülkeye yaptığım seyahatlerde müşahade ettim.
Eğitim
Türk çocukları Makedonya’da, sekiz yıllık ilköğrenimlerini ana dilleriyle yapabilmektedir. Ancak lise öğrenimi her yerde yoktur. Bazen, kimi liselerde bir iki sınıf açılmakta, ama kimi zaman öğretmen, kimi zaman da öğrenci yokluğundan bu sınıflar kapanmaktadır. Torbeşler’e Türkçe eğitim yapma hakkı verilirse, bu sorunun çözüme kavuşacağı muhakkaktır.
Ayrıca, Üsküp Üniversitesi Filoloji Fakültesine bağlı bir “Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü” vardır. T.C.’nin sağladığı finansman ile Gostivar kentinde kurulmuş olan Uluslararası Vizyon Üniversitesi’nde ise öğrenim dili Türkçe’dir. Keza Üsküp’te kurulmuş olan Balkan Üniversitesi’nde de Türkçe eğitim yapılmaktadır.
Kültür
Marko Çepenkov Üsküp Folklor Enstitüsü’nde, Makedonya’daki Türk folklorunu araştırmakla görevli araştırmacılar vardır.
Üsküp Halklar Tiyatrosu’nda “Türk Dramı” bulunmakta, yönetmeni ve oyuncuları Türk olan bu tiyatroda her yıl repertuvara, bir Türk yazarının eseri de dahil edilmektedir.
Başta Üsküp olmak üzere, hemen hemen bütün kentlerde “Kültür Güzel Sanatlar Derneği” vardır. Üsküp Yeni Yol, Kalkandelen Yeni Hayat, Resne Kardeşlik-Birlik, Ohri Kardeşlik-Birlik, Gostivar Güven dernekleri bünyesinde Makedonya Türk müziği ve halk oyunları araştırılmakta, derlenmekte ve sahnelenmektedir. Bütün bu topluluklar sık sık Türkiye’ye gelerek festivallere iştirak etmektedir.
Türkiye-Makedonya İlişkileri
Yukarıda da değindiğim gibi T.C., Makedonya’yı ilk tanıyan ülkeler arasındadır. Cumhurbaşkanı Kiro Gligorov Türkler arasında, İştip kentinde büyümüş, az da olsa Türkçe bilen, gerçekten Türk dostu, değerli bir insandır. Türkiye, Makedonya’ya karşılıksız yardımlar yaptığı gibi, kredi de açmıştır. Halen Makedonya’nın her yanında Türk malları satılmaktadır. Bir dostumun söylediği gibi “Türkiye Makedonya’yı hem doyurmakta, hem giydirmektedir.” Makedonya’nın bütün kentlerinden Türkiye’ye sürekli otobüs seferleri olduğu gibi, haftanın üç günü Üsküp-İstanbul-Üsküp uçak seferleri yapılmaktadır.
İki ülke arasındaki ilişkiler daha da geliştikçe, Makedonya’da yaşayan Türkler’in durumlarında da iyileşmeler görülecek, göçler de durdurulmuş olacaktır…