Diyarbakır’dan Ankara’ya gidenler, Adana üzerinden seyahat ederler. Oysa km. olarak mesafe, Elazığ üzerinden daha kısadır.
Bunun nedenini Elazığ seyahatinde öğrendim. Zira Diyarbakır-Elazığ yolu o denli kötüdür ki, insan gayri ihtiyari Allah’ı zikretmek ve dua etmekten kendini alamıyor… Maden-Ergani arasındaki 22 km.lik bir yolda şoförün bir aralık gafleti, tüm yolcuları ölüme atabilir…Mütemadiyen virajlar, rampalar ve ancak araba genişliği kadar dar olan yollar!...
Elazığ 80 bin nüfuslu büyükçe bir ilimiz. Kalkınmış mı, kalkınmamış mı pek belli değil. Ancak halk yeni yeni uyanmış ve her şeyi öğrenme çabasında. Bunu halktaki okuma aşkından ve şehirdeki pek çok ve bol çeşitli, Diyarbakır’dan daha fazla kitap satışı yapılan dükkanların mevcudiyetinden anlamak mümkün.
Elazığ şehri, tarihi Harputşehrinin yerine yeniden kurulmuş. Bunun tarihini illerimizin tarihini içine alan kitaplardan öğrenmek mümkün. Harput’ta el’an mevcut harabeleri, kaleyi görmek imkânını bulamadım. Zira özel araç gerekiyor.
Elazığ’da da tam doğuda olduğu gibi hayat pahalı. Tüm doğunun sorunları Elazığ’da da mevcut. Buralardaki araziler verimsiz, kıraç, taşlık tır. Elazığ Çimento Fabrikası tüm Elazığ’a cevap veremiyor. Bu bakımdan işsizlik burada da mevcvut.
Burada da okul çağındaki çocuklar, 50-100 kuruş kazanabilmek için kıyasıya bir mücadele ile birkaç gazete satabilmek çabasındadır. Bunu bizzat müşahade ettim. Zira Malatya’dan Elazığ’a dönerken, gazete arabası ile geldim ve Elazığ’da durmamızla birlikte çocukların, arabanın etrafına nasıl üşüştüklerini gördüm.
Elazığ insanı medeniyete ulaşmış. İnsanlar gerçekten daha medeni ve hareketleri daha insani…
Kurulan Elazığspor futbol takımı, Türkiye 3.Millî Ligine dahil olmuş. Elazığ’lının, spor anlayışı da mükemmel. Rakip takımlara karşı davranışları çok iyi.
Elazığlı’nın siyasi anlaşıyı alkışlanacak seviyededir. Bunu seçimlerde her zaman ispat etmişlerdir.
Şehir içinde otel ve lokantalar, sinemalar ve modern binalar vardır. Kız İlköğretmen Okulunun karşısında bir Atatürk heykeli; aile parkında Elazığ folklorunu simgeleyen ve “Çayda Çıra” halk oyununu oynayan bir erkek ve kız heykelleri bulunmaktadır…Şehirde bütün ilk ve orta dereceli okullar mevcuttur.
Netice: İmkânlar müsait olduğu anda, Elazığ hızla, çok daha iyi bir duruma gelebilir ve getirilmesine katkıda bulunabilecek seviyede insanlara sahiptir.
E L A Z I Ğ
(1971)
1971 yılı Şubatında yeniden görmek olanağını bulduğum Elazığ, şayanı hayret derecede gelişmiş… Kurulan Akademi, önemli ölçüde şehre hareket sağlamış. Ayrıca Keban Barajı inşaatı nedeniyle de hareket var. Yeni oteller, sinemalar, lokantalar açılmış. Tam teşekküllü bir hastanesi var. Eczane, doktor, ilaç bol… Köşe başında bir kitapçı ve her türden bol kitap…
Ankara ve İstanbul’a uçak seferleri var. Motorlu tren, ekspres Malatya’ya kadar gelmiş. Son model otobüsler, durmadan batı bölgelerine yolcu taşıyor
Genel olarak Elazığ, olumlu yönde gelişmektedir.
E L A Z I Ğ
(1985)
24-27 Ekim 1985tarihlerinde Fırat Üniversitesi’nin düzenlediği “Fırat Havzası Folklor ve Etnografya Sempozyumu”na bir bildiri ile iştirak etmek üzere Elazığ’a gittim. Sevgili dostum Prof.Dr.TuncerGülensoy’un yönetiminde düzenlenen sempozyuma, SSCB seyahatim nedeniyle bir gün gecikerek, katılabildim. Sempozyumda “Fırat Havzasında Yaşayan Günümüz Halk Şairleri” konulu bildiri sundum.

Sempozyumda bildirimi okurken
Elazığ nüfusu 200 bine yaklaşmıştı. Keban Barajı yüzünden sular altında kalan mekanlar da oturanlar için, Elazığ merkezinde “1800 Evler” inşaa edilmişti.
Piran Dağı kente egemen yayladır.
Elazığ küylüleri çoğunlukla sünnidir, ama alevi köyler de vardır. Aşağı Çakmak Köyünde tarihi bir Kale var. Esasen yörede eski Bizans yerleşim yerleri de bulunuyor. Yöre vaktiyle ormanlıkmış, şimdi ise kır!...
Elazığ’da, Ahmet Kabaklı’nın yeğeni Serhat Kabaklı bir ziyafet verdi.
Fırat Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Arif Çağlar, bir vesileyle beni arayıp, evime kadar gelmiş olan genç bir bilim adamı…Konuk edildiğimiz Üniversite misafirhanesi mükemmel…
E L A Z I Ğ
(1987)
04-08 Kasım 1987 tarihlerinde, Fırat Üniversitesi’nin Elazığ’da düzenlediği “Fırat Havzası II.Folklor Ve Etnografya Sempozyumu” için Elazığ’da idim. Bu sempozyumda, “Aşıklık Geleneğinin Bütün Gereklerini Yerine Getirebilen Fırat Havzalı Aşık Davut Sulari” konusunda bildiri sundum.
K E B A N
1980 nüfus sayımına göre Keban nüfusu 6280. Keban’da gümüş ve simli kurşun madeni var.Keban Barajında sızıntılar olduğunu söylediler ve sızıntıları kapatabilmek için binlerce ton cimento harcamışlar, ama yine de sızıntı oluyormuş…Çevredeki köylüler, kooperatifler eliyle balıkçılık yapıyorlar. Daha çok aynalı sazan üretimi yapılıyor.
Keban, eski bir eyalet merkezi imiş?...
Keban Barajı, Elazığ’a 50 km. mesafede bulunuyor. Buraya yaptığımız seyahatte, kaymakam bize bir öğle yemeği verdi.
Harput
Tarihi Harput kenti, bugün Elazığ’ın bir mahallesi konumundadır. Harput’a çıkıp, Elazığ ve yöreyi zevkle seyretmek mümkündür.
“Arap Baba” da kurumuş bir ceset teşhir edilmektedir. Sara Hatun Camii, Ulu Cami, Dabakhane, Kilise, Kale, Mansur Baba mekânı, Harput’tadır…
Harput 900 yıl önce fethedilmiş. Bu münasebetle Ekim 1985 tarihinde, “Elazığ Kültür ve Sanat Festivali” yapılmış. Balak Gazi Parkı, Çocuk Yuvası… Ve Harput bugün, Kale yanında bir küçük köy gibidir, ama her yan, müthiş bir tarih…
M A D E N
Tepelerin üzerine ve eteğine kurulu bir ilçe, Maden… Yine tepeler üzerinde kurulmuş olan bir Maden İşletmesi var. Dere yataklarından veya yoldan, tepedeki fabrikaya çıkarılacak ham madde veya herhangi bir malzemenin nakli ise, halatlarla ve teleferik sistemiyle mümkün hale getirilmiş. Tepelerin en aşağısından geçen dere, fabrikadan dışarıya atılan cürufları alıp götürmektedir.
Maden’deki meskenler şark usulü ile inşa edilmiş. Burada şarkın her yerinden insanlar yaşamaktadır. Nüfusu 10 bini geçmiştir. Tek geçim kaynağı maden fabrikasıdır.
Maden, Diyarbakır Elazığ yolunun üzerindedir.