Hayat öyle bir akıp gidiyorsun ki insan, bu akışa yetişemiyor. Geçen zamana sadece bakıp kalıyor…

Sonuçta akıyor yaşam!

Dün yaşanan bir olay bugün unutulup gidiyor.

Yaşam unutmak üzerine kuruluyor.

Her şeyi unutuyoruz.

Daha doğrusu unutmak zorunda kalıyoruz.

Koca bir yıl küçüklü, büyüklü yaşanan bir sürü yaşanmışlıkla bitip gidiyor.

İşin doğrusu hep acılar var; sevinçler olsa da fark etmiyor…

Yaşanıp geçiyor…

Katılıyorum.

Zaman ne kadar hızlı akarsa aksın, insanoğlu yaşamı anlamlı kılmalıdır.

Tabii ki de zamanı durdurmak gibi bir şansımız yok.

Keşke olsaydı.

Anca zamana uyum gösterebiliriz.

Çalışmak ve üretmek, zamana uyum göstermektir.

Çalışmak, çalışmak, çalışmak…

Üretmek…

Yaşam akarken bu yaşama dair iz bırakmak…

Toplumsal yarar sağlayıcı işler yapmak…

Tarihe not düşmedir.

Atatürk’ü anlamaktır.

Haklı ve yerinde bir karardır.

Devlet siyasetle yönetilir.

Yaşam, siyaseti de toplumsal meseleleri de yok edip geçiyor.

Büyük ve küçük olayları adeta yutuyor.

Kim demiş, “Bu mesele büyük mesele.” diye.

Bakın çoktan unutuldu gitti bile...

Ülke yerel seçimlere odaklandı.

Ne bu hız…

İşte bu nedenlerden dolu dolu yaşamak gerek diyorum.

Hem de öyle böyle değil…

En kralını yaşamak…

İkinci bir yaşam olmayacak…

Gelin insanlık için güzel işler yapalım.

Adlarımız altın harflerle yazılsın…

Akıyor zaman…

Durmuyor zaman…

Alışmak, teslim demektir.

Zor değil yaşamı anlamlı kılmak…