Traşın bitiminde damat iç çamaşırları kalasıya kadar soyundrulur ve yeni elbiseler giydirilirken bir merasim uygulanırdı, bundan sonra damat küçe, küçe gezdirilir ve ruhu şad olsun diyelim "berber Enver" in, okuduğu gazellerle damat dünya evine "zifaf" a gönderilirdi.
Böylesine güzel geçerdi düğünlerimiz.
Günümüz düğünlerini ise izin veriniz de yazmayalım.
"Bibi'nin Diyarbekir feryadı" kitabımıza aldığımız şu fıkra ile bu sohbeti noktalayalım: ‘Ayn-ı Minareli Recep’
Çok Dindar ve mütedeyyin bir insandır. Çarşamba günü kınası yapılmış perşembe günü zifafa gönderilmiştir, o günlerin adeti üzere sağdıç ve arkadaşları küçede beklemektedirler ki, Recep yeni hayata ilk adımı atsın ve aralarına dönsün, fakat Recep bir türlü çıkmamaktadır, dakikalar saatleri, saatlere neredeyse geceye bitirecek ama Recep çıkmamaktadır, bağırırlar: "Recep ne oldu?" diye.
Recep duyar bu sesleri ve pencereden başını çıkarıp: "Hiç o iş bu akşam olur mu, siz beni günahkâr mı edeceksiniz?" der.(2)
Hanek manileri
Kına getirin kına
Damat girmiş kırkına
Bırakıp kaçar gider
Buke varsın farkına
Evimiz küçe başı
Damadın gözü şaşı
Göstermeyin geline
Sonra atar üç taşı
Evimizde havuz var
Dört yanı Nahit duvar
Damat sanki topaldır
Gelin duyarsa ağlar
Eyvana serdim kilim
Karpuzum dilim dilim
Damadın başı kabak
Gelin ne der bilelim
Peynir ekmeğe katık
Gelinin kaşı çatık
Sağdıç şaşırıp kalmış
Damat biraz kılıbık
Tırşik,pilav ve karpuz
Ayran içilmez tuzsuz
Sağdıcın tepsisinde
Fındık,fıstık,şeker,muz
Ağızlar hep tatlansın
Davetliler oynasın
Gelinle damat mutlu
Kaynanalar çatlasın
Diyarbekir düğünü
Olu Perşembe günü
Damada hanek ettik
Ferah tutsun gönlünü (M.Mergen)