Çocuklar okullara silahla giriyor. Bu bir haber değil, bu bir sonuçtur. Ve bu sonuç, yıllardır yapılan hataların, görmezden gelinen boşlukların ve yanlış anlaşılan özgürlük anlayışının kaçınılmaz bedelidir.

Yıllarca “özgürlük” diyerek bu toplumun değerleriyle oynadınız. Din ve ahlakı geri plana ittiniz, küçümsediniz, itibarsızlaştırdınız. Cemaatleri, medreseleri hedef haline getirdiniz. Peki yerine ne koydunuz? Gerçek bir rehberlik mi? Sağlam bir karakter eğitimi mi? Hayır. Boşluk koydunuz. Ekran koydunuz. Yüzeysellik koydunuz.

Bugün geldiğimiz noktada öğretmenin yerini takipçi sayısı aldı. Rol model olması gereken insanlar yerine, günübirlik popülerlik peşinde koşan figürler gençlerin zihnini dolduruyor. Bilgi var ama anlam yok. Başarı var ama ahlak yok. Özgürlük var ama sınır yok. Şimdi dönüp soruyorsunuz: “Bu çocuklara ne oldu?” Ne olmasını bekliyordunuz? Bir çocuğun kalbinden inancı çekerseniz, onu ne tutacak? Hesap verme duygusunu yok ederseniz, onu ne durduracak?


Saygıyı öğretmezseniz, o çocuk kimi dikkate alacak?

Din bu toplum için sadece bir inanç değil; bir ölçüdür, bir dengedir, bir vicdandır. “Dur” der, “yapma” der, insanı insanda tutar. Ama siz bu sesi susturdunuz. Çocukların önünü açıyoruz sandınız, aslında onları boşluğa bıraktınız. Hiçbir çocuk boşlukta büyümez. Ya bir değerle büyür ya da değersizlikle. Siz değer üretmediniz, sadece sınırları kaldırdınız. Sonra da yönsüz kalan çocukların savruluşunu izlediniz. Bugün okullar güvenli değilse, bu sadece kapıdaki güvenlikle ilgili değildir. Asıl mesele zihinlerdeki ve kalplerdeki boşluktur. O boşluk dolmadıkça, hiçbir önlem yeterli olmayacaktır. Şimdi sorulması gereken soru şu:

Mutlu musunuz?

Ortaya çıkan tablo buysa, yıllardır savunulan anlayışın sonucu buysa, bu mudur istenen? Çünkü mesele artık tek tek olaylar değil. Mesele, bir neslin kaybedilme riskidir. Mesele, insan yetiştirme meselesidir. Ahlakı, sınırı, sorumluluğu yeniden hatırlamazsak; sadece çocukları değil, geleceği de kaybedeceğiz. Ve o zaman geri dönüş olmayacak.