Diyarbakır'ın hafızasını ilmek ilmek dokuyanlara dönelim. Şehrin kültürel kimliğine bir ömür adamış, yazdıklarıyla bu kentin adeta yazılı kütüğünü oluşturmuş bir çınarı, Şevket Beysanoğlu’nu konuşalım.
Bir araştırmacı gazeteci olarak, Diyarbakır’ın tarihi için metinler hazırlarken, tarihi kaynakların arasında kaybolduğum anlarda rehberim hep o oldu. Bugün İç Kale'nin derinliklerine inip o eşsiz Saray Kapısı'nın tarihini eşelerken veya Yedi Kardeş Burcu'ndaki o ulu aslanların, çift başlı kartalların izini sürerken yolumuz dönüp dolaşıp Şevket Hoca'nın satırlarıyla kesişiyor. O, bizden on yıllar önce bu siyah taşların fısıldadığı dili çözmeye, şehrin folklorunu, tarihini ve edebiyatını yok olmaktan kurtarıp geleceğe taşımaya karar vermiş dev bir isimdi.
Beysanoğlu sıradan bir yazar veya tarihçi değildi; o, Diyarbakır’ın taşından, toprağından, türkülerinden ve surlarından süzülen ruhun kaleme dökülmüş haliydi. Üç ciltlik anıtsal "Diyarbakır Tarihi" ve "Diyarbakır Folkloru" gibi eserleri olmasaydı, bugün bizler koca bir hafıza kaybıyla, kökleri kesilmiş bir ağaç gibi baş başa kalacaktık.
O, bu kenti sevmenin sadece hamasetle, kürsülerden "ah ne güzel memleket" diye bağırmakla olmadığını kanıtladı. Gerçek sevginin; sabırla araştırmak, iğneyle kuyu kazar gibi belge toplamak, kaydetmek ve yorulmadan üretmek olduğunu bizlere gösterdi. Diyarbakır'ın türkülerinden manilerine, mimarisinden mutfak kültürüne kadar neyimiz varsa, onun süzgecinden geçerek birer "yazılı belge" hüviyeti kazandı.
Bugün sokaklarında yürüdüğümüz, bazalt taşlarına dokunduğumuz bu şehir, eğer hala kültürel bir başkent olma iddiasını sürdürebiliyorsa, bu iddiada en büyük pay sahiplerinden biri hiç şüphesiz Şevket Beysanoğlu’dur. O, Diyarbakır'ın taş surlarına karşılık, kelimelerden ve kitaplardan oluşan, zamanın bile yıkamayacağı yepyeni surlar örmüştür.
Bize düşen en büyük görev; onun bıraktığı yerden bu kentin hafızasına sahip çıkmak, taşların ve motiflerin anlattığı o kadim hikayeleri yeni nesillere aktarmaya devam etmektir. Şehre hizmetin ne demek olduğunu merak edenler, Şevket Beysanoğlu'nun kütüphaneler dolusu emeğine bakmalıdır.
Saygı ve rahmetle...