ZİYA GÖKALP VE HALKBİLİMCİ YANI

           Dicle Üniversitesi’nin 24-27 Mart 1984 tarihlerinde düzenlediği Ziya Gökalp Sempozyumu’na çağrılı olarak katıldım ve bildiri sundum. Bu bildirimin, üniversite tarafından yayımlanıp, yayımlanmadığı hakkında maalesef bir bilgim olmadı. Ben o sempozyumdaki konuşmamı burada özet olarak sunmak istiyorum.

***

            Ziya Gökalp, değerli bir sosyolog, filozof, araştırmacı, yazar ve şairdir. Ancak, yaşamı ve eserleri incelendiğinde görülecektir ki, o aynı zamanda gerçek bir halkbilim uzmanıdır...O bir düşünür ve toplumbilimci olarak, Türk kültür ve uygarlık tarihi araştırmalarını sürdürürken, folklorun ne denli bir yardımcı kaynak olduğunu görmüş, ondan yararlanmış, Türk folkloru üzerinde çalışacak olanlara, izleyecekleri yolu ve yöntemi göstermiştir.

            Ülkemizde folklor konusunda ilk neşriyatı yapanlar Ziya Gökalp, Fuat Köprülü ve Rıza Tevfik’tir. Bu konuda önceliğin bunlardan hangisine ait olduğu, birçok makalede tartışılmış, değişik fikirler öne sürülmüştür.

            Gökalp’in halkbilimci yanını ortaya koymak için, onun bu konudaki çalışmalarını üç bölümde toplamak gerekir.

  1. Folklorun tanımı, önemi ve derleme metodlarıyla ilgili çalışmaları.
  2. Folklorla ilgili derleme çalışmaları.
  3. Folklordan faydalanarak yarattığı eserler.
  1. Folklorun tanımı ve Önemi

Folklor ile etnoloji ve etnografyanın aynı ya da ayrı bilim dalları olup olmadıkları, bugün de tartışma konusudur ve kesin bir sonuca bağlanamamıştır. Bilim adamlarından bir kısmı, her üçünü ayrı bir dal kabul eder. Bir kısmı ise, etnografya ile folkloru, etnolojinin kapsamı içine alırlar.

Uluslararası düzeydeki folklor kongrelerinde “Folklorizm” başlığı altında özel bir seksiyon oluşturulmakta ve konu izin uzun tartışılmaktadır. Tartışmaya katılanlardan bazılarının folkloru, halk edebiyatı kapsamında mütalâa ettikleri görülmektedir.

Ziya Gökalp  folkloru şöyle tanımlar:

“Medeni milletlerin içinde de halk namı verilen şifahi an’anelere malik bir kısım vardır. Bu zümrenin bütün an’aneleri satırlara geçmemiş sadırlarda kalmıştır. İptidai cemiyetler gibi bu halk zümreleri de kavmiyyatın mevzuunu teşkil ederler. Fakat kavmiyyatın bunlardan bahseden kısmına Avrupalılar ayrı bir isim takarak folklor derler. Biz de bu kelimeyi halkiyat kelimesiyle lisanımıza naklettik.” (Ziya Gökalp, “Halkiyat- I, “Masallar”, Küçük Mecmua, S.18, (1922)

Bu anlayış içinde Gökalp, folklora büyük önem vermiştir. Gelenek ve göreneklerin araştırılıp derlenmesinden ve yayılmasından yana olmuş; aydınları halka yönelmeye teşvik etmiştir. Ancak, derleme çalışmalarının gelişi güzel değil de bir sistem dahlinde yapılmasından yanadır. Bunun için önce uzman elemanlar yetiştirilmeli; bunlar dini, ahlaki, bedii, hukuki, iktisadi müesseseleri yöresel ağız özelliklerini anlayabilecek yetenekte olmalıdır. Gökalp’e göre derleme yapanlar, şu hususlara dikkat etmelidirler:

“Bir aşiretin teşkilatına dair bilgi aradığımız zaman, bunu başka aşirete mensup bir ferde sormamalıyız. Her aşiretin an’anelerini, taksimatını bizzat o aşiretin fertleri bilir. Aşiretin içinde de daha çok ihtiyarlardan ve riyaset mevkiinde bulunanlardan sormalı. İhtiyarlar çok yaşadıkları için, reisler anlaşmazlıkları hallettikleri için, aşiret hayatına çok temas etmişlerdir…”

Ülkemizde folklorla ilgili hemen herkes, değişik ve bazen de birbirleriyle çelişkili, tasnifler yapmışlardır. Gökalp’in de iki kez tasnif denemesine giriştiği görülmektedir. Folklorla ilgili ilk tasnifin yapıldığı yazısında Gökalp, folkloru Avrupa’daki teamüle uyarak, etnografyanın bir şubesi olarak görmüştür.

            Gökalp sonra yeni ve ayrıntılı bir tasnif daha yapmıştır. Yine 8 ana bölümde ele aldığı tasnife göre halkiyat:

  1. Şifahî bediiyyât: Şarkılar, destanlar, darbımeseller, bilmeceler, efsaneler, rakslar, şifahî musiki.
  2. Şifahî diniyyât: İtikatlar, âyinler, dini teşkilâtlar, ilâhiler, dualar, menkıbeler. Üstureler, kozmogoniler.
  3. Şifahî ahlâk: Atalarsözü, halk sözü, ahlâki kıssalar.
  4. Şifâhî hukuk: Örfler, âdetler.
  5. Şifahî iktisat: Carî bulunan iktisat kaideleri ve ameliyeleri.
  6. Şifahî tababet: Sihirle karışık tababet ve sair fenler.
  7. Şifahî mantık: İptidai tasnifler ve makuleler.
  8. Şifahî lisan: Lisanın halkça müstamel bütün sesleri, kelimeleri, kaideleri.
  1. Ziya Gökalp’in Folklor Derlemeleri

Gökalp’in eserleri incelendiğinde görülecektir ki o, Dede Korkud’dan başlayarak, bütün folklor değerlerimizi dikkatle incelemiş ve değerlendirmiştir. Ayrıca bizzat derlemeler yaptığı da bilinmektedir. Mesela Diyarbakır’da yaptığı derleme çalışmaları hakkında Prof.Fuad Köprülü’ye yazdığı mektupta şu hususlara temas etmiştir:

“Burada halk masallarını topluyorum; bazılarını Küçük Mecmua’da göreceksiniz. Lisan hususunda ilmî usule tamamiyle riayet mümkün olamıyor; çünkü iyi bir masalcı bulamadım. Folklorun halk itikatlarına ait kısmını da toplayacağım. Diyarbekir’in eski şarkılarını terennüm edebilen yaşlı hanendelerden eski besteleri nota ettiriyoruz. İstanbul’da tabı kolay olursa, milli musikimize esas olacak olan bu halk nağmelerinin notalarını göndereyim.”

Ziya Gökalp, derlediği folklor ürünlerini neşretmiştir. Bunlar arasında masallar, maniler vb.bulunduğu gibi, gelenek ve görenekler de vardır…Neşrettiği Nasreddin Hoca fıkraları ile, Diyarbakır çevresindeki aşiretlerle ilgili derlemeleri de önemli çalışmalardır.

  1. Folklordan yararlanılan eserleri

Ziya Gökalp’in bütün eserlerinde folklorun izleri vardır. Ama birçok makalesi ve eseri doğrudan folklorla ilgilidir. Bu başka deyişle folklor, Gökalp’in sadece eserlerinin değil, hayatının kaynağıdır.

Gökalp, manzum Türk destanları yazmış; şiirlerinde folklor malzemelerini kullanmış, hikayelerinde atasözlerinden, deyimlerden yararlanmış, halk inançlarını, duaları mükemmel şekilde değerlendirmiştir.

Beş kitaptan oluşan Türk Medeniyeti tarihi  adlı eserinde Gökalp, halk kültürünün derinliklerine yönelmekte, mevcut folklor malzemelerini değerlendirmektedir. Keza Türk Töresi adlı kitap da onun folklorcu yanını kanıtlamak bakımından önemli bir eserdir.

Gökalp, şairdir, ama şiiri daima bir araç olarak kullanmıştır. Halk kültürümüzün en güzel örneklerini, mesela destanları, halk hikayelerini, masalları manzum hale getirerek, geniş çevreler tarafından zevkle okunmasını  sağlamıştır. Keza birçok tarihi olay, onun kalemiyle şiirleştirilmiştir.

Ziya Gökalp, Türk folkloru için bir lider; eserleri ile ibret ve ilham alınması gereken büyük bir şahsiyettir.Nitekim M.K.Atatürk bir konuşma, “Ziya Gökalp benim ilham kaynağımdır” demiştir. Halk Kültürü ile ilgilenecek olanlar, bu sahada başarılı olmak istiyorlarsa, Gökalp’i kendilerine örnek almalıdırlar. Zira folklor, özellikle amatör bir ruhla ilgilenilmesi gereken bir bilimdir. Bu sahaya kendini adayacak olan kişi, öncelikle kendi kültürünün büyüklüğünü öğrenecek; yurduna ve milletine yürekten bağlı olacaktır.

 

Prof.Dr.Tuncer Gülensoy’un başkanlık ettiği oturumda bildirimi okurken