Dışarıdan bakınca gazetecilik çok fiyakalı meslek. Elimizde makine, boynumuzda basın kartı, her kapıyı açan bir sihirli değnek... Oysa işin aslı çok başkadır.
Diyarbakır'ın kavurucu sıcağında ya da keskin ayazında, yeri geldiğinde Bağlar'ın o labirent gibi dar sokaklarında –ki çoğu zaman harita uygulamaları bile kafayı yiyor, yolunu kaybediyor oralarda– bir haberin, bir feryadın, bazen de bir müjdenin peşinde taban tepmektir. Daha doğrusu artık taban değil, “lastik” tepiyoruz.
Eskiden ayakkabı eskitirdik, şimdi araba lastiği ve deponun dibini eskitir olduk. Eskiyen sadece mekanik parçalar olsa yine iyi; her akaryakıt istasyonuna girdiğimizde, pompaya her yanaştığımızda cüzdanımızla birlikte ömrümüz de tükeniyor. Sebebi malum: Yakıttaki ÖTV. Açılımı ne? “Özel Tüketim Vergisi”.
Yahu elinizi vicdanınıza koyup söyleyin; yangın yerine koşan, kaza mahalline yetişen, vatandaşın derdini dinlemeye ücra köylere giden, yeri geldiğinde sizin basın toplantılarınızı halka duyurmak için gaza basan gazetecinin tükettiği yakıtın neresi “özel”, neresi “lüks”? Biz o arabalarla hafta sonu Boğaz'da ya da Dicle kenarında camları açıp keyif turu atmıyoruz ki. Habere gidiyoruz, habere!
Buradan Meclis sıralarındaki tüm vekillere seslenmek istiyorum...
Sayın vekillerim; emeğin, alın terinin, sahadaki mücadelenin en zorlu olduğu yerdir o direksiyon başı. Haber işçisinin, emektar muhabirin sırtındaki bu ağır vergi yükü, aslında dolaylı yoldan halkın haber alma özgürlüğüne vurulmuş ekonomik bir prangadır. Emekçinin kalemine giden yola dökülen bu yakıttan lüks vergisi alınır mı?
Sayın vekillerim; devletin bekası, milletin bütünlüğü ve toplumun doğru bilgilendirilmesi için yeri geldiğinde kurşunların, yeri geldiğinde iftiraların önüne atlayan bu vatan evlatlarının, sırf “kamu görevini” yapıyor diye yüksek vergi cezasına çarptırılması hak mıdır? Devletin sesi, milletin gözü kulağı olan basının tekerine taş koymak, kimin işine yarar?
Gelin, basın kartı taşıyan, sahada bilfiil koşturan gazetecinin deposuna koyduğu o üç-beş litre benzinden alınan ÖTV'yi ya tamamen kaldırın ya da makul, adil bir seviyeye çekin.
Kalın sağlıcakla.