Son 30 yılda, komünist ya da faşist olduk, “çağdaş” ya da “gerici” olduk. Kültürlü ya da kültürsüz olduk. Hep kategorize edildik.  Özetlersek, her şey olduk ama her ne hikmetse bir türlü kendimiz olamadık.

Peki neden?

Üç tarafı denizlerle çevrili bereketli topraklar üzerinde yaşayan bir ülke olarak kendimize yetseydik bu konular yıllarca gündemimizde olur muydu? Sanmıyorum.

Ben ekonomist değilim. Sade vatandaş olarak mutlaka bu ülkenin aklı erenlerinin bir bildiği vardır diye düşünüyorum. Yaşım itibariyle son 20 yıldır bu aklı erenlerin yönettiği ülkemin kültürüne ve mutfağına bakıp dehşete düşüyorum. Canım ülkem bu aklı erenler sayesinde bu durumlara düşmüş.

Mutfakla ne alakası var bunların diyorsunuz, hemen söyleyelim.

Bu ülkenin kadınları ve erkekleri ülke meselelerine “Neden, nasıl, niçin” gibi sorularla yaklaşabilselerdi, bu konular politikacıların işi, boş ver diye düşünmeselerdi ve ezilen kişiler için ses çıkarmayıp, bize dokunmayan yılan bin yaşasın, demeseydiler inanın şuna bu halde olmazdık.

Bunca yıldır bunca insanın derin bir uykuda olmasını ancak günümüz Türkiye'sinin gençleri ile toparlanabilir, gençlerden sinyaller var, gençlerimiz sorguluyorlar, korkuyorlar ve hesap sormayı çok iyi biliyorlar, tabi her şeyde olduğu gibi bu genç kesimde de vardır bozuk olan bir kesim, peki iyi olan kesim mi düzeltecek onları yoksa bozuk kesim mi, çekecek kendi tarafına iyileri, geleceğimiz için en merak edilen soruların temeli bu aslında benliğimizi kaybedecek miyiz? yoksa devam ettirebilecek miyiz?

Umarız ki gelecek nesil bizleri aydınlatıp girdiğimiz karamsar yolculuğa ışık tutarlar...