"Ortadoğu kaynıyor" diyorlar... Kardeşim, Ortadoğu kaynıyor da çorbanın faturası niye hep bizim cebimizden çıkıyor?

Senaryoya bak hizaya gel: Okyanus ötesinde ABD plan yapıyor, Tel Aviv'de İsrail düğmeye basıyor, Tahran'dan İran misilleme füzeleri ateşliyor... Gökyüzünde roketler, İHA'lar, demir kubbeler havada çarpışıyor. Ama ne hikmetse şarapnel gelip bizim ulaşım hattında çalışan araçların tekerine, garibanı etkiliyor.
Neyzen üstat şu tabloyu görse, eline neyini alır, o meşhur hicviyle şöyle bir üflerdi:
Amerika gazı verir, İsrail ateş saçar,
İran'dan kalkan füze, gelip cüzdanı açar!
Tel Aviv'de kopan tufan, Bağlar'da zam diye yağar,
Asgari ücretlinin sırtına, koca bir dünya sığar!
Vatandaşın canına tak etmiş artık. Geçen gün duraktayım, her şey ortada. Bir hemşerimiz çekmiş isyan bayrağını, avazı çıktığı kadar söyleniyor: "Alın kardeşim zammınızı üstüne verelim! Binmiyorum otobüse de minibüse de. Tabanvay bedava, vururum yollara, evelallah yürürüm!" diyor. Haklı mı? Yerden göğe kadar! Vatandaşın cebinde kalan son şey onuru, onu da asfalt yollarda eskitecek belli ki.
Hemen yanında, alnındaki çizgilerde memleketin bütün krizlerinin haritasını taşıyan bir baba... Gözleri dolu dolu bakıyor şoföre: "Kaptan" diyor, "Asgari ücret alıyorum. Evde 3 çocuk var, bir de ben. Her sabah bunun okulu var, işi var. Bu yolun gidişi var, dönüşü var. Ben o makineye her kart bastığımda, çocukların rızkından, boğazından gidiyor. Nasıl çıkacağız biz bu işin içinden?"
Şimdi soruyorum İsrail ile İran birbirine girdi diye, ABD ortalığı karıştırdı diye cefasını niye Diyarbakırlı çekiyor? Petrol kuyularını biz mi yaktık? Hürmüz Boğazı'nı biz mi kapattık? Savaşın ağabeyliğini onlar yapıyor, zammın hamallığını biz yapıyoruz! Bu nasıl bir "küresel etkidir" ki lütfu hep zengine, kahrı hep fukaraya düşüyor?
Bu işin laf kalabalığıyla, "dış güçler, küresel kriz, brent petrol" masallarıyla örtülecek tarafı kalmadı. Asgari ücretlinin mutfağındaki o üç kuruşluk matematik, sizin o milyonluk bütçe hesaplarınıza uymuyor.
Sokağın sesi net, çağrısı açık: O zammı geri alın!
Yoksa o yollar; cebi delik ama öfkesi diri, sabahın köründe tabanvay mesaisi yapan Diyarbakırlıların sessiz direnişine sahne olacak. Minibüsleriniz de otobüsleriniz de boş teneke gibi tıngırdayarak turlar artık. Karar sizin, cefa bizim!